Firmalardaki büyümeye paralel olarak tüm giderler de de artmakta ama gider kalemlerini incelediğimizde teknoloji giderlerindeki artış hızının diğerlerinden daha fazla olduğunu görebiliriz. Bunun nedeni ise çalışan ve işlem hacimlerindeki artış ile birlikte kullanılan teknolojilerin farklılaşması ve lisans ücretlerinin artması. Diğer taraftan bu yatırımların yapılmaması da düşünülemez hale geldi. Zira uygulamalarda en ufak bir kesinti dahi çalışmalarımızı tamamen durdurabiliyor.

Daha önce gerek dijital dönüşüm gerekse teknoloji konularında birçok yazı yazdık ve ERP, CRM, BI gibi farklı uygulamalardan bahsettik hatta bazı zamanlar siber güvenlik konularına da girdik. Firmalar için artık olmazsa olmaz yazılımlar bunlar. Tabii bunlar ile de bitmiyor. Bu sistemlerin kesintisiz hizmet vermesi için bir o kadar daha yazılım/donanım satın almak zorundayız. Hani hep bahsedilir ya, “5 tane 9” yani %99.999 kesintisiz hizmet vermek. Başka değişle yılda yaklaşık 6 dakika kesinti ile hizmete devam edebilmek. Buna teknoloji çevrelerinde bahsedilen “giden arabada motor değiştirmek” te dahil. Sistemlerde kesinti olmadan tüm iyileştirmeleri, tedbirleri ve aklınıza gelen tüm çalışmaları yapmanız gerekir. Bunun içinde arka planda “replike” diye kısaca söyleyeceğimiz birçok farklı teknolojiler var.

Birde sistemleri devamlı gözlemleyen ve bir değişim olduğunda size haber veren “monitoring system”ler bulunmakta. Bu sistemlerin çok daha fazlası Google’da yok muydu? Peki, neden göçtü? Yapılan açıklamaya göre bir sistemlerinde kotanın dolması. Yani onca tedbir, onca akıllı sistem, onca gözlem ve test ve buna rağmen kotanın dolması sistemler kapanana kadar fark edilmemiş. O zaman, firma sahipleri bu teknoloji yatırımlarını neden yapsınlar ve onca yatırıma rağmen neden risk sıfır değil?

  • Yatırımın Gerçek Maliyetinin Doğru Anlatılamaması: Teknoloji departmanlarının en büyük sorunu sanırım bunu doğru anlatamamak. Yeni bir cihaz ya da uygulama alımı yapıldığında gerçek maliyet sadece ona ödediğiniz ücret değildir. Sizi belirli tehditlere karşı korumak için alınan bu sistemler, aslında prestij olarak ta sizi korumakta ya da sizin için yerine konulamaz bazı bilgilerinizi saklamaktalar.
  • Firma/Çalışan Körlüğü: Genelde monitoring sistemlerde olur. Mesela “sunucunun CPU değeri %90’ı geçerse bana mesaj atsın” ayarlaması yapılır. Sabah bir kalkarız ki yüzlerce mesaj vardır ve biz bu mesajlara tek tek bakmayız. Benzer şekilde rutin olarak yapılan birçok iş bir süre sonra körlüğe neden olur ve hata mesajlarını, uyarılarını görmez hale gelirsiniz. Bu biraz uzun yol şoförlerinin bir süre sonra tabelaları fark etmemeye başlamasına benziyor. Bu kapsamda dış bir göz ile denetim almanızı şiddetle öneririm.
  • Test: ürünü kurguladınız mesela bir sunucu kapanınca hemen diğer sunucu devreye girecek (cluster yapısı). İlgili uygulamalar, kontroller her şeyi doğru gösteriyor. Size en büyük tavsiyem bunu ara sıra kontrol etmeniz. Bu biraz deprem ya da yangın tatbikatı yapmak gibi olacak. Göreceksiniz ki beklenen verimi alamadığınız zamanlar olacak.  
  • Satışçıların odağında kalmak: satış odaklı olmak hep duyarız ama satışçıların odağında kalmak nedir? Eğer satın alacağınız ürünü sadece satış odaklı dinlerseniz ürünün muhteşem olduğunu düşüneceksiniz. Özellikle yapay zeka gündemde iken bazı ürünlerin çok fazla abartıldığı bir gerçek. Teknik ekipleriniz bırakın test etsin. Domates seçer gibi elle dokunmadan almayın. Bunun bir önceki adımı ise bu yeterlilikte kişileri işe almak ki bu da ayrı bir yazı konusu.
  • Murphy: Tüm sistemlerinizi kurguladınız paradan da kısmadınız aynı Google’da olduğu gibi. Gene de sistem gidiyor mu? Gidiyor. Zaten o nedenle %99.999.

Sonuç, “e o zaman onca yatırıma, derde gerek yok” değil tabii. Birbiri ardına hack’lenmiş firmaları duyuyoruz. Buna yedeklerini kaybeden, müşteri verisini silen, emaillerini kaybeden firmaları da eklediğinizde bu sayının çok ta az olmadığını göreceksiniz. Bu yatırımlar en azından veri kaybınızı engelleyecek. Sorun mu oldu 6 dakika sabredin. 12 dakika sabretmek prestijinizi sarsmaz mı? ona göre alt yapınızı modelleyin.

Ve tabii test edin, denetletin.

Ömer Zeybek

www.datarebus.com

Tags:

No responses yet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir