Birçok konuşma ya da panelde aksini duyuyor olsam da iddia edebilirim ki Türk firmaları olarak teknolojiyi fazlası ile yakından takip ediyoruz. İş hayatımda da özellikle 2000li yılların başlarında birçok şirket birleşmesi ya da satın alması ile karşılaştım. Bilgi işlem olarak buradaki en büyük sorun “iki farklı firmanın teknolojilerini ve sonrasında da verisini birleştirmek”ti. Karşılaştığım birçok senaryoda, özelliklede eğer satın alan taraf yabancı bir firma ise en büyük problemimiz o firmanın teknolojik olarak eski ürün ailelerini kullanıyor olması ya da eski versiyonlar ile devam ediyor olması olurdu.

Konumuz bu olmadığından daha derine inmeyelim. Özetle, firmalara yaptığım ziyaret ve incelemelerde kullanılan teknolojiler, uygulamalar ve donanımlar bazen beni şaşırtıyor. Ama iş bunları birleştirmeye ve değer üretmeye gelince işte orada sınıfta kalıyoruz.

Çok eskilerden, yabancı bir müdürüm bizler için şöyle demişti: “Arı gibi çalışıyorsunuz ama bal üretmiyorsunuz.” Peki, neden bunca uygulama ve veri kaynağı arasından bala erişemiyoruz?:

Genel Veri Stratejimizin Olmaması:

LEGO mantığı ile firmanızdaki veya ilgili tüm uygulamaların (veri kaynaklarının) birbiri ile entegre olması ve veri iletişimde bulunması gerekir. Gene LEGO mantığı ile öncelikle ulaşılmak istenilen ana şekil ya da büyük resim belirlenmeli ve kapsayıcı bir bakış ile proje yürütülmelidir.

Veri Debisi:

Büyük veri kavramını artık duymayan konuşmayan kalmadı. Evet veri hacmi büyüyor ve biz hepsini birbiri ile kıyaslamak ve işlemek istiyoruz. Diğer taraftan bu hacimdeki verinin bu kadar hızlı ve doğru şekilde dolaşması da beklenemez. Bir öncedeki maddede olduğu üzere yukarıdan bakılarak hangi uygulamalardan hangi verinin nasıl alınacağının çok iyi analiz edilmesi gerekir. Burada iki ana başlık daha konumuza dahil olacak: Data Governance ve Master Data Management

Taraftar Yoksunluğu:

Hızla ilerleyen teknoloji bize her konuda olduğu gibi iş zekası ve veri ambarı projelerinde sayısız kolaylıklar sağlıyor. Diğer taraftan bu tür projeler genel olarak ve maalesef “tepeden inme” projeler oluyor. Kullanıcılar bir anda yepyeni ve birazda karışık bir derya ile karşı karşıya kalıyorlar ama alışık oldukları o “excel” sayfalarını, elle çizilmiş raporları aramaya devam ediyorlar. Desteği olmayan her proje gibi bir süre sonra iş zekası projeleri de bitkisel hayata geçiyor.

Yetersiz Danışmanlık:

Bilgi işlemcilerin durumunu bir açıdan doktorlara benzetiyorum. Nasıl bir göz doktoru sadece göz konusunda uzmanlaşmış ise, bilgi işlemcilerde artık belirli konularda uzman olmak zorundalar. Dolayısı ile Bilgi İşlem müdürünüze tamam eve alınacak TV’nin bilmem ne kablosunu sorabilirsiniz ama her konuda uzman olmasını da beklemeyin. İş zekası projeleri hem ileri derece teknolojik hem de gene ileri derecede fonksiyonel bilgi ister. Bu nedenle sadece ürüne ya da sadece sonuca odaklanmamak ikisi arasında bir denge oturtabilmek gerekir. Aynı zamanda sadece bir raporlama ürünü değil firmanın stratejisini etkileyecek karar destek sistemi oluşturulmakta olunduğu da unutulmamalıdır. Ama ucuz danışmanlıklar, “sürükle bırak” raporları ile ortaya çıkan iş zekası projeleri size sadece geçmiş dönem satış bilgilerinizi verir.

Ava giderken avlanmak:

Buna ürün pazarlamacılarının hipnozunda kalmak ta diyebiliriz. Gene işin ucu biraz eksik danışmanlık kısmına dayanmakta. Bazı ürünler o kadar şaşalı olarak anlatılıyor ki, satın alan firmalar ürünü almalarının dahi proje için büyük bir adım olduğunu düşünmeye başlıyor. Günümüzün en seksi cümlesi olan “yapay zeka destekli…” ile yapılan satışlar tüm problemleri bir anda otomatik olarak çözecek bir ürün beklentisi oluşturuluyor. Ondan sonra zaten harika bir proje ortaya çıksa bile beklentinin yüksekliği aşırı memnuniyetsizlik yaratıyor.

Bunlar haricinde özellikle internette bir çok neden bulabilirsiniz iş zekası projelerinin devamsızlığı ya da başarısızlığı konusunda. Hatta benim de yazmış olduğum Blog’lar var. Kirli Veri, yetersiz eğitim, yatırımın geri dönüşünü hesaplamama (ROI), sadece teknik bir proje olarak görme gibi birçok neden sıralayabiliriz. Bana göre bunlar alt nedenler. En büyük sorun ihtiyacın doğru belirlenememesi ve sonucunda da doğru strateji ile ilerlenmemesi.

Tags:

No responses yet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir