Categories:

İstanbul nedir? Kalabalık, kargaşa ve mücade. Pahalılık ama aynı zamanda da kazanç ta… Yaşam şartları oldukça zor. Şimdi bunu okuyan tüm İstanbullular için durum aynıdır herhalde: sabah erkenden kalk, işe ulaşmak için beter bir trafiği çek, tamam çok modern plazalarda çalışıyoruz ama birsürü dalavere ve çekişmenin olduğu stresli bir iş hayatında başarılı olmaya çalış; Akşam eve dönmek için gene beter bir trafiğe gir. Sosyalleşmeye zaman yok zira Taksim’e gideceğine otur çalış daha iyi. Hem gidebildin diyelim gecenin bi vakti alkol de aldı isen nasıl döneceksin? Dolayısı ile sosyal bir yaşama zaman ve enerji yok. Haftasonlarıda alışveriş, diğer işler hele birde çocuk varsa…Herşeyin fiyatı da çok daha pahalı, kiralar, dışarıda yemek, ulaşım, kurslar, konserler vs vs vs…

İstanbul’da yaşamak savaşmak demektir. Herzaman daha iyiye, daha enerjik, daha gözaçık, daha atak, daha, daha, daha…bana bu Linkedin’i hatırlatıyor.

İş icabı defalarca kez İzmir’e gittim. Tamam bir şehirde yaşamakla bir şehri ziyaret etmek farklı şeyler. Hernekadar kendileri de trafik ve kalabalıktan şikayet etselerde, bir İstanbullu olarak onlara sadece gülümsüyorum. Benim gördüğüm Cuma dedi mi Çeşme yada Alaçatı’ya kaçan, işten çıkınca hemen eve gitmeden Pasaport yapan, işin gerçeği sıcak nedeni ile de çalışmanın zor olduğu bir yer İzmir. İzmir seyahatlerimde genelde Cuma ve Pazartesi günlerine toplantı koymazdım. Çünkü bu toplantılarda ya haftasonu yapılacaklar ya da yapılanlar konuşulurdu. Sanki facebook gibi değil mi? Güzel anılar, paylaşımlar, durum güncelemeleri falan filan.

Tabii buradan şu sonuçta çıkmamalı: İstanbul’daki insanlar kurt sürüleri gibi birbirlerini yerken, İzmirliler bir budist tapınağındaki gibi hoşgörü denizinde yüzüyorlar. İzmir kızları, İzmir erkekleri üzerine yazılmış bir sürü yazı çizi var şimdi bunlara girmeyelim.

Neye girelim peki? İstanbul’daki İzmirliler ve İzmir’deki İstanbullular…

İstanbul’daki İzmirliler : Moral bozmakta üstlerine yoktur. Devamlı olarak şimdi İzmir’de olsa idik, şöyle yüzerdik, böyle gezerdik, şöyle yerdik, böyle ucuz olurdu…

İzmir’deki İstanbullular: Bu kişiler genelde kafalarına tak demiş insanlardır. Yani birsürü imkanı bırakıp gelen ve sakin bir hayat yaşamak isteyen insanlar. Ama onlarında vucutları mücadeleye o kadar alışmıştır ki hep hareket olsun ister. Hep “biz neler gördük, ne şartlarımız vardı da bıraktık” edasındadırlar. Ve hep kafalarında “çocuklar büyüsün okul okutmaya döneriz İstanbul’a” korkusu ve umudu ile yaşarlar.

Bir iş arkadaşım şöyle demişti : “ben de ferrarisini satan bilge olmak istiyorum. Ama önce ferrari almam lazım.” O nedenle herkes Ferrari uğruna İstanbul’da Linkedin tavsiyeleri ile yaşarken, Ferrarisi’ni satan İzmir’e “selfie” çekmeye mi kaçıyor acaba?

Dip Not: Tabiki İstanbul’un eşsiz güzelliklerini ve imkanlarını yaşayanlar var elbette. Bunları da sanırım Linkedin’i Facebook gibi kullanan kişilerle eş tutabiliriz.

Tags:

No responses yet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir